Dr. Rath Health Foundation

Dr. Rath Health Foundation

Responsibility for a healthy world Dr. Rath Research Institute 100+ Studies Published In PubMed

Hastaliga Dayali Ilaç Endüstrisi ve Yakin Zamanli Irak Savasi ile Baglantili Olarak Islenen Soykirim ve Insanliga Karsi Diger Suçlarla Ilgili Sikayet

GIRIS

Kartel

Bu sikayette sunulan suçlamalar, iki ana suç alani ile ilgilidir:

  • Hastaliga dayali ilaç endüstrisi ile baglantili, soykirim ve insanliga karsi islenen diger suçlar
  • Yakin zamanli Irak savasi ve bir dünya savasina yönelik gelismeler ile baglantili, savas ve saldirganlik suçlari ve insanliga karsi islenen diger suçlar

Bu iki suç alani dogrudan iliskilidir ve bir faktör ile birbirine baglidir: Ayni yatirim gruplarinin ve politik yandaslarinin adina ve çikarina islenmektedir. Bu delili belgeleyebilmek ve saniklarin ortak saiklerini göstermek için, kisa bir tarih hatirlatmasi gereklidir.

20. yüzyil boyunca ilaç endüstrisi, dogal, patentsiz tedavilerin yerine, patentli ve bu yüzden karli yapay ilaçlari koyarak dünya çapinda saglik hizmetleri sistemlerini kontrol etmek üzere yapilanmis ve organize olmustur. Bu endüstri dogal olarak gelismemistir. Tersine, bir avuç zengin ve vicdansiz girisimci tarafindan alinmis bir yatirim kararinin sonucudur. Daha da zengin olmak için, insan vücudunu açikça bir pazar alani olarak tanimlamisladir.

Bu yatirim endüstrisinin itici gücü Rockefeller Grubu olmustur. Bu grup, 19. yüzyilin sonu ile 20. yüzyilin baslarinda Amerika’daki petrokimya endüstrisinin %90’indan fazlasini elinde tutuyordu ve yeni global yatirim firsatlari ariyordu. Bu alanda etkin olan diger bir yatirim grubu, Rothschild finans grubu etrafinda sekillenmisti.

Kartel ve Ikinci Dünya Savasi

Rockefeller’in Standard Oil’inden (günümüzde EXXON) sonra, 20. yüzyilin ilk yarisindaki ikinci en büyük ilaç/petrokimya sirketi, Almanya merkezli IG Farben holding sirketiydi. Bu sirket, Hitler’in siyasi iktidari ele geçirmesi ve Avrupa ve dünyanin fethedilmesinin arkasindaki en önemli faktördü. Gerçekten, Ikinci Dünya Savasi, IG Farben’in planlama bölümlerinde planlanmis, baslatilmis ve yürütülmüs bir saldirganlik savasiydi. IG Farben, bu kimya kartelinin Almanya disindaki en büyük endüstriyel tesisi olan IG Auschwitz’in ana sirketi idi. Bu kartelin zenginliginin büyük bir kismi, Auschwitz toplama kampindakiler dahil, köle isçilerin kani ve acilari pahasina elde edilmistir. IG Farben, Avrupa ve dünyanin geri kalani üzerinde ekonomik hakimiyet kurma amaciyla, gönüllü masalari olan Almanya’nin vicdansiz siyasi yöneticilerini desteklemis ve kullanmistir.

IG Farben, Rockefeller’in Standard Oil’inin en büyük hissedari idi ve Rockefeller da IG Farben’in en büyük hissedari idi. Müttefik Kuvvetlerin Nazi Almanyasina karsi kazandigi zafer, IG Farben’in ilaç ve petrokimya alaninda dünya lideri olma planlarini son erdirdi. Ayni zaman diliminde, Standard Oil ve Rockefeller konsorsiyumunun diger ilaç/petrokimya sirketleri, bu endüstrinin kontrolünü ele geçirdi ve bu durum günümüze kadar sürdü.

1947’deki Nuremberg Savas Mahkemesinde IG Farben Karteli yöneticilerinin bir çogu suçlu bulundu ve katliam, yagmacilik ve diger suçlar dahil, insanliga karsi islenen suçlardan mahkum oldular. Nuremberg Savas Mahkemesi, ayrica, IG Farben Kartelini, Hoechst, Bayer ve BASF olarak üçe böldü. Günümüzde, bu sirketlerin her biri o zamanki IG Farben’den daha büyüktür.
Günümüzde, Amerika Birlesik Devletleri ve Ingiltere, en büyük iki ilaç ürünleri ihracatçisi ülkedir. Gerçekten, dünyada pazarlanan ilaçlarin üçte ikisi bu iki ülkedeki sirketlerden gelmektedir.

Ilaç Endüstrisinin Temelleri

Saniklar, kalp damar hastaliklari, kanser ve uzun zaman önce önlenebilecek ve büyük ölçüde yok edilebilecek diger hastaliklar nedeniyle ölmekte olan milyonlarca insanin ölümünden sorumludur.

Milyonlarca insanin erken ölümü tesadüfün veya ihmalin sonucu degildir. Bu durum, trilyonlarca dolarlik global ilaç piyasasini genisletmek amaciyla, ilaç endüstrisi ve yatirimcilari adina, bilerek ve sistematik olarak organize edilmistir.
Ilaç endüstrisinin pazar alani insan vücududur ve yatiriminin getirisi, hastaliklarin sürmesine ve yayilmasina baglidir. Karlari, bu endüstriyi dünyanin en karli endüstrisi yapan, ilaçlarin patentinin alinmasina baglidir.

Tezat olarak, hastaliklarin önlenmesi ve yok edilmesi, ilaç pazarini büyük ölçüde küçültür veya tamamen ortadan kaldirir. Bu yüzden, ilaç sirketleri, hastaliklarin önlenmesini ve yok edilmesini sistematik olarak engellemektedir.

Bu suçlari islemek üzere, ilaç sirketleri, bilim, tip, medya ve politikadan isbirlikçiler ve suç ortaklarini kullanmaktadir. Uluslarin hükümetleri, lobiciler ve ilaç endüstrisinin eski yöneticileri tarafindan manipüle edilmekte, hatta yönetilmektedir. Onlarca yildir, uluslarin yönetimleri, bu trilyonlarca dolarlik ‘hastaliga dayali endüstri’yi desteklemek amaciyla, yolsuzluk batagina sokulmus ve kullanilmistir, böylece milyonlarca masum hastanin ve insanin sagligi ve hayati riske atilmistir.

Basarili bir yatirim endüstrisi olarak ilaç endüstrisinin gelismesinin bir önkosulu, güvenli ve dogal tedavilerden gelen rekabeti ortadan kaldirmaktir, çünkü bunlar patentsizdir ve kar oranlari düsüktür. Ayrica, bu dogal tedaviler, hücre metabolizmasindaki rolleri nedeniyle hastaliklari etkin bir sekilde önlemeye ve ortadan kaldirmaya yardimci olabilir.
Dogal saglik tedavilerinin sistematik olarak saf disi birakilmasi ve dünyanin çogu ülkesinde saglik hizmetleri sistemlerinin ele geçirilmesinin sonucu olarak, ilaç endüstrisi milyonlarca insani ve neredeyse tüm uluslari kendine bagimli hale getirmistir.

Organize Sahtekarlik Endüstrisi: Ilaç Endüstrisi

Ilaç endüstrisi insanlara “saglik” sözü verir – ama teslimati yapmaz. Bunun yerine, gelecekteki isinin ön kosulu olarak sadece semptomlari gideren ve asil hastaligi güçlendiren ürünleri sunar. Bu sahtekarligi örtmek amaciyla, gelecekteki tedavilerle ilgili arastirmalara harcadigi paranin iki katini gerçekleri gizlemeye harcar.

Bu organize aldatma yöntemi, ilaç endüstrisinin yaklasik yüzyildir ‘hayirseverlik’ maskesi altinda islerini yürütebilmesini saglamistir. 6 milyar insanin hayati ve dünyadaki çogu ülkenin ekonomisi, bu endüstrinin suç teskil eden uygulamalari tarafindan esir alinmistir.

Hastaliga Dayali Ilaç Endüstrisini Teshir Etme

Son on yilda, dünyanin en büyük endüstrisinin organize sahtekarliginin maskesini düsürme çabalarina önderlik ettim. Gezegenimizdeki insanlarin sagliginin iyilestirilmesinin önündeki en büyük engelin ilaç endüstrisinin kendisi oldugunu ve hastaliklarin yayilmasi ile gelisen bir yatirim endüstrisi olarak yapisini ortaya koydum.

Bir bilimadami olarak, kalp damar hastaliklari ve diger kronik hastaliklarin gerçek nedenini kesfetme ayricaligini yasadim. Is arkadaslarim ve digerleri ile birlikte, ‘hastaliga dayali’ ilaç endüstrisinin, etkin, dogal ve patentsiz alternatiflerini belgeledim. Hücre metabolizmasini optimize eden doga moleküllerin belirlenmesi, insanligin, kalp damar hastaliklari, kanser ve digerleri dahil günümüzün en yaygin hastaliklarini önlemesini ve büyük ölçüde ortadan kaldirmasini mümkün kilmaktadir.

Mevcut Uluslararasi Krizin ve Irak’a Karsi Yürütülen Saldirganlik Savasinin Arka Plani

Su anda dört ana faktör, ilaç endüstrisinin varligini ve dolayisiyla yüz trilyonlarca dolarlik uzun vadeli yatirim endüstrisinin temelini tehdit etmektedir:

  1. Ürün yükümlülügü ile ilgili birçok ilaç sirketine açilan ve sayilari hizla artan davalara neden olan, çözümsüz hukuki çeliskiler.
  2. Pazar alani olan hastaliklari etkin bir sekilde ve büyük ölçüde yok eden dogal, patentsiz tedaviler alanindaki ilerlemelere bagli, çözümsüz bilimsel çeliskiler.
  3. Fahis patent ücretlerinin, insanlarin çogunlugun ilaçlara ulasmasini engellemesi ve milyonlarca insanin erken ölümü riskini dogurmasi gerçegine bagli olarak tüm ilaç endüstrisinin güvenilirliginin kaybolmasina neden olan, çözümsüz ahlaki çeliskiler.
  4. Çözümsüz sirket çeliskileri. Ilaç endüstrisi is modelinin bir organize sahtekarlik olarak maskesinin düsürülmesi.

Onlarca yildir, Ilaç Karteli, patentli ilaçlara dayali global faaliyetini korumak ve rakip, patentsiz saglik alternatiflerinin yayilmasinin yasaklanmasi için her türlü çabayi göstermektedir. Bu çabalar, Avrupa Parlamentosuna sizilmasi ve Dünya Saglik Örgütünün ve diger Birlesmis Milletler Örgütlerinin kötüye kullanilmasi yoluyla, uluslararasi seviyede sürdürülmektedir.

Simdi, dünya üzerindeki en büyük yatirim endüstrisinin – on binlerce dava tehdidi altinda olan – organize sahtekarlik endüstrisi oldugunun ortaya konulmasi ile, global koruma yasalari, bu suçlari örtmek ve ‘hastaliga dayali’ yatirim endüstrisinin dünya çapinda insan sagligi üzerindeki süregelen denetimini güçlendirmek üzere, acil önlem olarak gündeme gelmistir.

Organize sahtekarlik sektörü için getirilen bu genis kapsamli koruma yasalari, sivil haklarin kisitlanmasinin ve baris zamaninda uygulanamayacak diger sert önlemlerin habercisiydi. Bu önlemlerin uygulanmasi için, uluslararasi bir krizin tirmandirilmasi, kitle imha silahlarinin kullanimini içeren bir dizi askeri çatisma ve bir Dünya Savasinin tetiklenmesi gerekliydi. Sivil haklarin yok edilmesi, sikiyönetim yasalarinin geçirilmesi ve saniklarin ‘hastaliga dayali islerini’ ve diger suçlari islemeyi sürdürmelerini saglayacak koruma yasalarinin dünya çapinda uygulanmasini mümkün kilacak psikolojik ortam ancak bu sekilde olusturulabilirdi.

Thus, it was no surprise that the two largest export nations of pharmaceutical products, the United States of America and Great Britain, spearheaded the current international crisis and instigated the war against Iraq. The alleged necessity for this war was presented to the people in America, Great Britain and the world under the false pretence of a global fight against ‘terrorism’, elimination of rogue governments and the crusade against proliferation of weapons of mass destruction.

Bu durumda, ilaç endüstrisi, dünyanin en güçlü siyasi ve askeri merkezini etkisi altina almak üzere, George Bush’un seçim kampanyasina en büyük bagisi yapan sektör olmustur. George Bush’un seçilmesi ile birlikte, Rockefeller yatirim grubu, Beyaz Saray’a, Pentagon’a ve buralarda alinan siyasi kararlara dogrudan erisim olanagina kavusmustur. Benzer bir durum, Ingiltere’de Rothschild grubu ile Tony Blair hükümeti arasinda geçerlidir.
Bu yüzden, en büyük ilaç ürünleri ihracatçisi iki ülke olan Amerika Birlesik Devletleri ve Ingiltere’nin mevcut uluslararasi krizin basini çekmeleri ve Irak savasinin kiskirticisi olmalari sasirtici degildir. Bu savasin gerekçesi olarak, Amerika, Ingiltere ve dünyadaki insanlara, ‘terörizm’e karsi global mücadele, tehlikeli hükümetlerin ortadan kaldirilmasi ve kitle imha silahlarinin yayilmasinin önlenmesi bahaneleri sunulmustur.

Böylece, hastaliga dayali endüstri nedeniyle milyonlarca kisinin ölümünden sorumlu olan çikar gruplari ve siyasi ortaklari, simdi de Irak’ta on binlerce masum insanin ve Amerika, Ingiltere ve diger ülkelerden genç askerlerin ölümünden sorumlu durumundadir. Herhangi bir uluslararasi karar olmadan Irak’a karsi saldirgan bir savas baslatmak ve yürütmekten sorumludurlar. Kölelestirme, yagma ve isgal altindaki Irak’ta islenmekte olan diger suçlardan sorumludurlar.

Bu çikar gruplari ve siyasi ortaklari, bu suçlardan acilen sorumlu tutulmazlarsa, kitle imha silahlarinin kullanildigi bir savasa yol açma tehlikesi bulunan mevcut uluslararasi krizi tirmandirmayi sürdüreceklerdir.

Bu kritik ve tarihi durumda, bu insanliga karsi islenen suçlari, bu savas suçlarini, saldirganlik ve soykirim suçlarini Uluslararasi Suçlar Mahkemesi savcisinin dikkatine sunuyorum ve sayin savciyi daha baska suçlarin islenmesini ve bir dünya savasi felaketini önlemeye çagiriyorum.
Bu suçlarin zarar verdigi ve bu suçlarin islenmesini sona erdirmek isteyen her birey, hükümet, sirket veya kurulusu bu sikayete katilmaya çagiriyorum.

SUÇLAMALAR